|
PARMAK EMME
Annelerin büyük bir çoğunluğu parmak emmenin
açlıktan kaynaklandığını düşünürler.Oysa bu emme
%50'den %87'lere varan yüksek bir oranda
beslenmeye bağlı olmayan yaygın bir davranış
niteliğinde görülür.1 yaş çocuklarının hemen
yarısı parmaklarını emerler.9 aydan itibaren
uykuyla parmak emme arasında yakın bir ilişkinin
olduğu, uykusu gelen bebeğin parmağını ağzına
götürdüğü görülür. Çocuğu parmak emmeden
vazgeçirmek üzere yapılan çabalar, 3 yaşına
kadar çocuk tarafından dirençle karşılanır. Bazı
bebekler yeni dişlerinin çıkması, bazıları da
zorlukla karşılaştıklarında utanma ve sıkılma
belirtisi olarak parmaklarını emerler.
Genellikle 18. ay dolaylarında sıklaşan parmak
emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir.
Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiği
takdirde parmak emmenin zararının olmadığını,
ancak süregelmesi halinde dişlerde deformasyona
neden olabileceğini kanıtlamıştır. Alt ıslatmada
olduğu gibi, sürekli parmak emme alışkanlığı da
psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu
olarak gelişebilir. Ebeveynler parmağını emen
çocukların çene kemikleri ve dişleri üzerindeki
etkilerini düşünerek endişeye kapılabilir.
Parmak emmenin alt ve üst dişleri geri ittiği
doğrudur. Parmak emmenin dişleri ne kadar
etkilediği parmak emme süresine ve en önemlisi
parmağın ağızda ki duruşuna bağlıdır. Süt
dişlerinde oluşan bu değişiklik 6 yaşından sonra
çıkan asıl dişleri etkilemediği işaret
etmektedir.
Parmak ve emzik emme
Emme fonksiyonu yeni doğmuş çocuklarda çok
kuvvetlidir. Ancak parmak emme ve dil emme
alışkanlıkları ilk 1.5 sene normal olmakla
birlikte 2 yaşın sonunda kaybolur. Ancak parmak
emme, emzik emme alışkanlığı devam edecek olursa
henüz gelişmekte olan kas ve kemik yapıları
üzerine basınç uygulayarak dişlerin yer
değiştirmesine yol açar. Bu durumda üst ön
dişler öne alt ön dişler ise geriye doğru eğilir
ve alt ve üst ön dişler arasında açıklık meydana
gelir. Alışkanlık bırakılırsa bu açıklık kapanır
ancak 3.5 yaşından sonra kalıcılık artar. Parmak
emme alışkanlığı gece uyurken de deva ederse
daha etkili olur ve bunun sonucunda üst çenede
darlık (V şeklinde bir çene kavsi) meydana
gelir.
Parmak emme alışkanlığı karşısında anne babanın
yapacağı en sağlıklı yaklaşım nedir? Olayı
telaşa kapılmadan sabırla karşılamak ve sürekli
ilgilenmekten kaçınarak, çocuğa bu alışkanlığın
bebekçe bir davranış olduğunu, başkalarını
gözüne hoş görünmeyeceğini basit bir dille
anlatmaktır. Aile içinde sürekli aynı
alışkanlığı konu edilerek dikkatleri çocuk
üzerine çekmek, bu nedenle telaşa ve gerginliği
girmek ve çözüm amacıyla çocuğu sürekli
eleştirmek yanlış anne baba davranışları
arasında sayılır. Okul yaşında parmağını emen
çocuk, öğretmenin uyarısı, anne babasının
eleştirisi, hatta arkadaşlarını alaylarını
karşın bu alışkanlığını sürdürür. Bu durumda
çocuğa yapılan olumlu tavsiye ve açıklamalarla
psikolojik açıdan uyumunun sağlanması, sorunu
ortadan kalkmasına neden olabilir. Burada önemli
olan, bir gerileme belirtisi sayılan bu
alışkanlığı oluşturan etkenlerin ana baba
tarafından keşfedilerek ortadan kaldırılması.
Örneğin, yeni bir kardeşin doğumu, çocukta bu
tür bir alışkanlığın başlamasına neden olabilir.
Cıvıldayan, emekleyen, parmak emip tırnak yemeye
başlayan çocuk ,bu tür bebekleşme hareketleriyle
kaybettiği ilgiyi kazanma savaşımına girer. Daha
önce de belirttiğimiz gibi, kardeşin doğumundan
önce çocuğun hazırlanması, kardeşin varlığına
karşın çocuğun statüsünün devam edeceği ve onun
yerinin ayrı olduğu konusunda çocuğun ikna
edilmesi, kardeşin yardıma muhtaç bir yakını
olması nedeniyle elbirliğiyle ona bakma gereğine
çocuğun inandırılması ondaki gerginliği azaltır.
Böylelikle bu gerginlikten kaynaklanan
alışkanlıklar da zamanla kaybolur. Alt ıslatma
benzerliği nedeniyle parmak emme de yaşla
azalır. Bu konuda da yine özellikle ilk çocukluk
döneminde tedaviden kaçınılmalıdır.Okul öncesi
dönemindeki parmak emme ya da alt ıslatma
durumunda gereksiz telaş yerine, olayın
temelinde anne babanın da etkisi bulunduğu
düşünülerek uzmanlarca sabırlı ve sürekli bazı
eğitimsel önlemler uygulanmalıdır.
www.ataturkanaokulu.coskusu.com
Parmak emmenin giderilmesi için alınacak
önlemler
Anne ve babaya parmak emmenin ilk dönemlerde
zararsız bir faaliyet olduğu açıkça
anlatılmalıdır. Parmak emmenin biraz önce
değindiğimiz gibi diş deformasyonlarına sebep
olmadığı, bir hastalık mahiyetinde olmadığı
açıkça anlatılmalıdır. Çünkü buna inanan anne,
baba ve aile büyükleri ömür boyu sürecek bu kötü
alışkanlıktan çocuklarını vazgeçirmek için çok
şiddetli tedbirlere başvururlar. Hatta
çocukların parmaklarına acı biberler sürenler,
dayak atanlar, ellerini kollarını arkadan
bağlayanlar, eline parmaklarına iğne batırıp
onlara unutamayacakları bir acı verecek cezalar
uygularlar. Bu tenkitler, azarlamalar, dayak
atmalar, parmağa acı sürmeler çocukta
olumsuzluğun yükselmesine neden olabilir. Anne
babayı rahatsız etmek için bir davranış olarak
kalmasını pekiştirebilir. Parmak emme kendi
başına çocuklukta ve sonradan uyumu etkileyen
bir alışkanlık değildir. Özel bir düzeltici
tedbir olmayı da gerektirmez. Ancak parmak
emmeye başlayan veya bunu alışkanlık haline
getirmiş çocuklara bu alışkanlıkları terk
etmeleri için uygun olmayan tedbirlerin,
cezaların uygulanması sonucu birçok uyum ve
duyusal problemlerin ortaya çıkmasının nedeni
olabilir. Basit bir alışkanlığı terk ettirmek
için uygulanan metotlar durumla ilgisi olmayan
yeni ve kronik bazı uyum bozukluklarına sebep
olabilir. Küçük yaşlarda çocuklar uygun şekilde
beslenmelidir. Gıda ve anne sütünün kalitesi
yanında çocuğun gıda verilirken tutumuna özel
bir yer ve önem vermek gerekir. Çocuk gerek anne
memesinden ve gerekse biberonla beslenirken
annenin göğsüne onun sıcaklığını duyacak şekilde
yaklaştırılmalıdır. Bir taraftan çocuğa gıdası
veya meme verilirken diğer taraftan anne çocuğa
gözlerinden sıcak sevgi akıtmalıdır. Çocuğun
gevşek tutulması, hırpalanarak, azarlanarak gıda
verilmesi büyük bir anlam taşımaz, haysiyet
sahibi bir gence al zıkkımlan diye yiyecek
vermenin yaptığı etkiyi yapar. Uygar insanların
köpekleri beslerken yaptığı içtenliği insan
yavrusundan esirgerler. Uygun şekilde beslenme
bu problemin ortaya çıkmasında en büyük engel
teşkil eder. Belki çocuk parmak emme veya lastik
meme emmeden özel bir haz duyabilir. Bu hiçbir
zaman zararlı bir alışkanlık değildir. Normal
davranışlar ve ilişkiler yoluyla bu alışkanlık 1
yaşının sonunda terk edilebilir. Eğer çocuk
yürümeye başladıktan veya 1 yaşından sonrada
bunu yapıyor yani parmağını emiyorsa bu çocuğun
fazla yorgun, rahatsız, mutsuz, sıkıntılı,
üzüntülü olduğunun belirtisidir. Çocuğun
durumunun incelenmesi düzeltici tedbirlerin
yalnız bir belirti olan parmak üzerinde değil
bütün durumu düzeltmeye yöneltilmesi gerekir.
Çünkü parmak emmenin asıl nedenleri ortadan
kalkmadıkça çocuk parmak emmeye devam edecektir.
Çocuğa uygun dinlenme, geniş ve çeşitli faaliyet
olanakları, oyun ortamları meşgul olmak için
olanaklar sağlanmalıdır. Anne babanın uygun
olmayan davranışları düzeltilmelidir. Çocuklara
bu alışkanlığından dolayı şiddet hareketleri
uygulanmamalı ve çocuk batıl fikirlerle
korkutulmamalıdır. Mükafat vaadi, çocuğun bunu
terk etme arzusunu ve gücünü harekete getirecek,
çeşitli tedbirler çocuğu harekete getirerek
çocuğun bunu bırakmasını sağlayabilir. Çocuk
parmağını ağzına götürdüğü zaman uyarıcılık
yapacak zararsız acımayı sürülmesi ve geceleri
hatta gerekiyorsa gündüz çocuğa eldiven
takılması, alışkanlığı sona erdirmesi için iyi
bir hatırlatıcı olabilir. Çocuğa bilhassa kendi
kendini kontrol etmek için, isterse bu
alışkanlığı terk edeceği inancını kazandırmak,
alışkanlığı yenmek için iyi bir hatırlatıcı
olabilir. Çocuk 4-5 yaşlarına geldiğinde
parmağını emmeye devam ediyorsa kendisine
telkinlerde bulunmak faydalı olabilir. Çocuğa bu
yaptığının çocukça bir davranış olduğu
başkalarının gözüne hoş görünmediği onun
anlayabileceği bir dille anlatılır. Çocuklar bu
yaşlarda genellikle büyük bir insan gibi olmaya,
ebeveyni taklit etmeye özenir. Çoğu zaman onlar
gibi davranır. Ebeveyn çocuğun bu durumunu çok
iyi değerlendirmelidir. Kendilerinin parmak
emmediklerini, çünkü bu durumun pek hoş
olmadığını söylemeleri çoğu zaman etkili
olabilir. Çocuğun erken memeden kesilmesinin
karamsar, sadist geç memeden kesilmesininse
güvenli ve iyimser bir kişilik geliştirdiği
açıklanmıştır.
HİPERAKTİF ÇOCUKLAR
DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE DURUMU NEDİR ?
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumu adından
da anlaşılacağı gibi çocuklarda genellikle
doğumdan beri var olan ve özellikle 3-4
yaşlarından itibaren fark edilen, yaşıtlarına ve
gelişimsel dönemine kıyasla çok aşırı
hareketlilik, yerinde duramama ve kıpır kıpır
olma durumu ile birlikte, dikkatin çok çabuk
dağılması, dikkatini uzun süre bir işte devam
ettirememe ile karakterize olan bir durumdur.
Genelde hem dikkat eksikliği hem hiperaktivite
durumunun birlikte yoğun olarak bulunmasına
karşın bazen hareketliliğin ön planda olduğu,
dikkat eksikliğinin geri planda olduğu veya tam
tersi olarak dikkat eksikliğinin ön planda
olduğu, hareketliliğin geri planda olduğu
durumlar olabilir. Aynı zamanda çocuğa
hiperaktif diyebilmemiz için hem 7 yaşından önce
bazı belirtilerin olması hem de en az iki farklı
ortamda bu tablonun görülmesi gerekir. Yani her
hareketli çocuğa hiperaktif demek mümkün
değildir. Genel olarak eğilim, hareketli
çocukların tamamına bu türlü bir tanımlamanın
kullanılması şeklindedir. Ama doğru tanı bu
durumun tedavisinin önemli bir kısmını
oluşturmaktadır. Yanlış tanı durumunda başka
sıkıntısı olan çocuklar hiperaktivite tedavisi
ile oyalanmaktadırlar.
BELİRTİLER NELERDİR ?
Bu çocuklar genel olarak dikkatlerini uzun süre
toparlayamazlar, başladıkları işlerin sonunu
getirmekte güçlük çekerler, dikkat gerektiren
günlük işlerden kaçınırlar, eşyalarını sık sık
kaybederler, günlük işlerde unutkanlıkları
vardır (bu unutkanlık zeka sorunundan değil
bizzat hastalığın doğasında olan dikkat
eksikliğinden kaynaklanmaktadır), işlerini
düzensiz ve dağınık yaparlar, genelde bir işten
diğerine çok sık geçiş yaparlar, karşısındakini
sanki dinlemiyormuş gibi görünme ve sık sık konu
değiştirme görülür, dikkatleri ilgisiz
uyaranlarla sık sık dağılır, çalışmaları
plansızdır, yaptıkları işlerde dikkatsizce
hatalar yaparlar.
Ek olarak hareketlilik ile ilgili olarak da
yerinde duramama hali vardır, devamlı kıpır
kıpır haldedirler, kendi yaşıtlarına göre
belirgin farklılık ile sürekli hareket
halindedirler, mobilyaların üzerinde gezme, ev
içinde koşuşturma, bir iş yaparken sık sık ayağa
kalkma gezinme halindedirler, konuşmanın sonu
gelmeden araya girerler, başkaları onların
sözünü kesememekten yakınır, ellerinde sürekli
bir şeylerle oynarlar, olası sonuçlarını
düşünmeden tehlikeli işlere girme görülür,
sakinlik isteyen grup içi etkinliklere
katılmakta zorlanırlar, etraftaki insanlar
tarafından sık sık hareketlilik ve çok
yaramazlık konusunda uyarılırlar. Bir çocuğa
hiperaktif denmesi için bu belirtilerin
tamamının olması gerekmez çoğunluğunun olması
yeterlidir.
BU DURUMUN SONUÇLARI NELER OLABİLİR ?
Hiperaktif çocukların işlevselliği belirgin
olarak bozulur, grup içerisindeki kurallara
uymakta zorlanırlar, oyun içerisindeki kurallara
uyum sağlayamayabilirler, bu uyum sorunundan
dolayı sık sık öğretmeninden uyarı alma durumu
görülür. Derse konsantre olamadıkları ve dikkat
eksikliği olduğu için, çoğu zaman normal hatta
normalin üstünde zeka sahibi olmalarına rağmen
derslerde göreceli başarısızlık görülür. Bu
hareketlilik durumu iyi kanalize edilemezse ek
davranış sorunları gelişebilir . Tedavi
edilmeyen çocukların bir kısmında anne baba ile
olan ilişkiler, arkadaş ilişkileri, öğretmen ile
olan ilişkiler bozulur. Bu çocuklar etraftan sık
sık uyarı aldıkları ve yaramaz ve tembel olarak
bilindikleri için kendi özgüvenlerinde
yetersizlikler olabilir.
BU DURUM EN SIK
NERELERDE GÖZE ÇARPAR ?
Hiperaktivite ve dikkat eksikliği olan çocuklar
okul çağından önce anne babaları ve yakınları
tarafından farkedilmelerine karşın en sık olarak
grup ortamına uyum sağlamaya çalıştıkları ve
dikkat gerektiren işleri sık olarak yapmak
zorunda oldukları okul çağında bu durum belirgin
olarak göze çarpar.
BU DURUMA YOL AÇAN BAŞKA NEDENLER VAR MIDIR?
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan
çocuklarda diğer psikiyatrik durumlar olabilir.
Bu psikiyatrik durumlar sık olarak hiperaktivite
ile karşışabilir . Bunlar arasında öğrenme
güçlükleri, karşı gelme bozukluğu, davranış
bozukluğu, kaygı bozuklukları, kronik depresyon
sayılabilir .Önemli olan bu tanının bir çocuk ve
ergen psikiyatristi tarafından psikiyatrik
muayene ile kesinleştirilmesidir.
BU DURUMUN TEDAVİSİ
NASIL YAPILMAKTADIR ?
Tedavi konusunda temel yaklaşım ve en iyi netice
elde edilen tedavi seçeneği, ilaç tedavisidir.
Türkiye'de mevcut ilaçlar ile dikkat eksikliği
ve hiperaktivite belirtileri büyük oranda
kontrol altına alınabilmektedir. En sık olarak
kullanılan ilaç Amerika ve Avrupa'da uzun
süredir kullanılmasına karşın, ülkemize son
yıllarda gelen ''Ritalin '' adlı ilaçtır. Başka
ilaç seçenekleri de mevcuttur. İlaç tedavisinin
yanı sıra ek olarak pedagojik eğitim ile dikkat
süresini artırma ve davranışçı tedavi
yaklaşımları uygulanmasında yarar vardır. İlaç
tedavisinin ne kadar devam edeceği klinik
görünüm ve belirtilerin devam etmesine göre
tespit edilir. Ailelerin ilaç tedavisi konusunda
memnuniyeti oldukça belirgindir. Genelde aileler
ilk başlangıç aşamasında ilaç kullanımına sıcak
bakmamalarına rağmen elde edilen fayda sonrası
bu düşünceleri sıklıkla değişmektedir. Önemli
olan doğru tanı ve tedavinin yapılmasıdır. |